Zulum ile Abad Olanın Akibeti Berbad Olur.


Mal, mülk, para, mevki, şan, şöhret kişiyi güçlendirir ve kişi sahip olmak istediği bir çok şeyi bu sayede gerçekleştirebilir. Çevresinde sözü geçen ve hatırı sayılan bir konuma gelebilir. Ancak kişi, karakter ve ruhsal anlamda yeterince gelişmemiş-olgunlaşmamış, egosu (kontrolsüz güven duygusu) tarafından yönetilen bir kişi ise bu gücü kötüye kullanıp, kendisinden daha aşağıda olduğunu düşündüğü diğer insanlara eziyet ederek onlar üzerinde güç gösterisi yaparak kendini önemli hissedebilir.

Aynı şey üst makamlar için de geçerlidir. Bulunduğu yeri hazmedememiş, hasbelkader bir şekilde şansı yaver gitmiş, bir yerlere gelmiş, temeli sağlam olmayan ve sadece dünyevi anlamda paranın, servetin, mevkinin en büyük güç olduğuna inanan bu kibirli insanlar kendilerine verilen gücü kendisinden daha alt pozisyonda bulunan insanların haklarına saygı göstermeksizin egolarını beslemeye çalışabilirler.Bu tatmin olma şekli aslında bu kişilerin ne kadar zavallı, ne kadar acınası bir durumda olduğunun apaçık göstermektedir.

Bunu bir örnekle açıklamak gerekirse; Firavun’u ele alabiliriz. Firavun kendisini halka tanrı olarak ilan eden bir devlet başkanıydı. Kendisine itaat etmeyenleri darağacına çekeceği tehdidiyle insanlara eziyet ediyordu. Ama en sonunda kendisi denizde boğularak öldü J

Günümüzden bir örnekle buna açıklık getirmek gerekirse; egolu patron/yönetici/işverenleri söylemek sanırım yerinde olacaktır. Egosuna esir olmuş bir yönetici; profesyonellikten nasibini almamış, açıkçası profesyonel olmak adına da hiç bir çaba harcamaya ihtiyaç duymayan kişilerdir. Kendilerinin dünyanın merkezi olduklarını ve tüm insanların kendi eksenleri etrafında olduklarını sanarak hareket eden yöneticiler altlarnda çalışan insanları tembel, işi bilmez, vasıfsız, kötü, hata yapan, amatör..... vb şekilde nitelendirirler. Egolu Patronla çalışmak zordur, sabır, cesaret ve yürek ister. Halbuki; insanların tüm hayatını kötü etkileyecek şekilde psikolojik zarar vermeye, mutsuz bir birey olarak yaşama tutunma mücadelesine itmeye kimin ne hakkı vardır? Sonuçta çalışan kişi emek verir ve bu emek karşısında parasını alır. Emekçileri çalışanları hor görmeye de kimsenin hakkı yoktur.

Bir kurumda yapılabilecek en büyük yatırım insana yapılan yatırımdır. Motivasyonu düşük, mutsuz çalışan bir personel işletmeye faydasından ziyade zararı dokunur. Hiyerarşik sistemle düzenin kısa vadede başarı elde edeceğini uzun vadede zarar vereceğini dünyada ismini duyurmuş birçok şirketlerden görebiliyoruz. Çünkü ancak rahat, korkusuz, gerilimsiz bir ortamda çalışan ekip başarılı olabilir. Korkutularak çalıştırılan ekipten hiçbir verim beklenmemesi de çok doğaldır. Bilimsel olarak da kanıtlanmıştır ki; korku sonucu kişilerde salgılanan adrenalinin insanların mantıklı dü ünüp, verimli olmasını tamamen engellemektedir.

Söylediklerimden zenginliğin ya da mevki sahibi olmanın mutlak suretle kötüye kullanıldığının anlaşılmasını istemem. Kur’an bile mutlak anlamda zenginliği ve yöneticiliği eleştirmezken böyle bir eleştiri yapmak kimsenin haddine değildir. Sonuçta bir çok Peygamber zengindi ve yöneticilik liderlik yapmıştı. Benim burada bahsettiğim dünyada sahip olunan her şeyin süresinin kısa olduğu ve gelip geçici olan her şeyin bir süre sonra bittiğinin unutulmamasıdır. Önemli olan, sahip olunan malın ve makamın Allah’ın razı olacağı şekilde kullanılmasıdır.

Şule SÖĞÜT

Son Paylaşımlar
Bizi Takip Edin
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square

© 2023 by Name of Site. Proudly created with Wix.com

  • Facebook Social Icon
  • Twitter Social Icon
  • YouTube Social  Icon
  • Black Instagram Icon
This site was designed with the
.com
website builder. Create your website today.
Start Now